2 Ocak 2015 Cuma

Sır



Sadakatle yaklaşan bir günün ortasındayım. Sevgi ile çerçevelenmiş bir gün bu. Fırtına yeni durulmuş, belli. Her fırtına sonrası olur böyle, sukunete ulaşmanın en kestirme yolu belki de...

Bakınız evrene,doğaya... Sıkıntı olmadan, acı çekmeden bir bebek bile doğmuyor dünyada. Bunun bilincine varıyor belki de insan. Neden gülüm balım bir dünyada yaşayamadığımızın kanıtı bu. Ve insan anlıyor ki, herşey olması gerektiği gibi. Ne eksik, ne de bir fazla.

Kargaşa önce içimizde başlıyor. Korkular eşlik ederse, iş o zaman çığrından çıkıyor bence. Adı üstünde kaos! Negatif enerji alanına girip bir süre çıkamazsak, boğuşmaya devam ediyoruz. Çünkü hataların temelinde insanın kendine bakmaması vardır. Bu bir gerçek. Başımıza ne gelirse gelsin, kendimizin bu olayları çektiğini bilmeyiz çoğu zaman. İster iyi niyetli, ister kötü niyetli olalım her türlü olayı aslında kendimiz, kendimize çekiyoruz. Mıknatıs gibi. İster inanın, ister inanmayın bu olay adeta Güneş'in, Dünya'yı kendine çekmesi gibi... Yani aslında bir doğa kanunu...
      1. Benzer benzeri çeker.
      2. Içinde ne varsa onunla beraber çeker.
Yani, sevgi varsa sevgiliyi, öfke varsa öfkelileri çekersin. Kural bu kadar basit.

Başımıza ne gelirse gelsin, sakin kalmak bu noktada önemli işte. Kazaları, belaları bu noktada başımızdan defedebiliriz belki. Bilip bilmeden konuşmanın da önüne geçilebilirse tüm başımıza gelen olayları çözebileceğimize inanıyorum. Bir de bunu alışkanlık haline getirdik mi hayat daha da kolaylaşacak.

Niyeti temiz tutmak bu yazının ana fikri. Niyet temiz olduktan, kimseye zarar vermemek baş kural olduktan sonra sırtımız yere gelmez.


İnsan, yüreğinin kapılarını açadursun
Mucizeler de beraberinde gelir
Binbir güzellikteki çiçekler
O kapılara dizilir

İnsan, gönlünü kapatmışsa diğerlerine
Bilinmelidir ki insan acı çekmektedir
Pek çok kez yara almıştır,
İyileşmeye çalışmaktadır.
Bir küsüp bir barışması, bundandır.

Ve en nihayetinde
Kalbin de bir baharı vardır.
Çetin geçen bir kışın sonunda
Kar altında açan kardelenler vardır.
Ümitle beslenen...

Peki ya, kalp kapısı sonuna kadar açılırsa
Korku, endişe, ümitsizlik kapı dışına atılırsa
Epey bir yer açılır yeni olan ne varsa
Bir kaç gönül dostu da edinildi mi
Değmeyin keyfinize,

Haydi kalın,
Hep böyle afiyetle...

tuğba ünsal
02.01.2015
21:28


23 Kasım 2014 Pazar

Öğretmen olmak



Hayatın hemen her alanında eğitimin öneminden bahsedildiğini duyarız. Çünkü insanlık tarihi, yazı ile başlamıştır. Ve illaki yazıyı icat edip öğreten birileri olmuştur.

Öğretmek için önce öğrenmek, sonra her hücremize bilgileri işlemek gerekir. Çünkü biliriz ki öğretmek, büyük bir sorumluluktur. Her öğretmen idealisttir. Her öğretmen, özverili... Nice öğretmen arkadaşlarım vardır ki çocuğunu ya da eşini hasta yatağında bırakmış, görevinin başına koşmuştur.

Öğrenmek hayat boyudur, hevesi geçmeyecek bir olgudur ya, öğretme zamanı gelmişse fazla bekletmek de olmaz artık. Çünkü elimizde işlenecek nice güzel dimağlar vardır. Seçtiğimiz binbir renkteki ipliklerle öğrencileri dokumaya başlarız. Pek çok kez yanlış düğüm de atsak, bu olmayacak deyip vazgeçer gibi de olsak, inatla dokumaya devam ederiz. Biliriz ki, özveri ile sabır hep yan yana anılır.

Bu arada, tomurcuk açmış kalplere de dokunuruz. Çünkü biliriz ki, her çocuk biz ona dokundukça başka renk, başka bir ahenge bürünür. Bizler, öğrenme sevgisini kalplere öyle bir işleriz ki, attığımız her bir sağlam düğüm, ülkemizin geleceğini bir o kadar aydınlatır.

Öğretmenliğin özünde sevgi vardır. Sevgiyle yoğurarak, öğrenciyi şekillendirmek ise sanattır. Öğretmenlik zor, bir o kadar da muhteşem bir zanaat. Düşünsenize, bir heykeltraşın taşa, çamura şekil vermesi gibi tazecik dimağlara şekil veriyorsunuz. Ve bundan muazzam bir zevk alıyorsunuz.

Peki ya siz, öğretmenlerin öğrencilerine ders anlatırken ki çoşkusunu ve gözlerindeki parıltıya hiç dikkat ettiniz mi? Ya da bir öğrencinin öğretmenine sarılmasından, öğretmenin duyduğu mutluluğu canlandırabiliyor musunuz? Yolda rastladığımız eski bir öğretmenimize, duyduğumuz heyecan ve mutluluğu hatırlıyor musunuz? Hele öğretmenin sizi gördüğünde gözlerindeki nemlenmeyi unutabilir misiniz?

İşte bu yüzden öğretmenlik kutsaldır, hiç bitmeyecek bir serüvendir, her daim özlenilendir.

Gelecek var olduğu sürece, ne eğitim bitecek ne biz öğretmenlerin işi. Seve seve her gün bu zorlu göreve katılarak, yeni fidanlar yetiştirmek vatanımıza karşı gönül borcumuzdur.

Buradan sayın anne ve babalara da sesleniyorum. Gelin, bu fidanları beraber yetiştirelim. Sizin destekleriniz olmazsa bir yerlerde eksiklik kalır.Çocuklarımızın aydınlık geleceği için el ele tutuşalım. Ülkemizi kalkındıralım.

Nice güzel gelecekler yazmak üzere, tüm öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum. Bizleri bu günlere getiren öğretmenlerimize, ailelerimize, bize bu mesleği yapma şansını veren çok değerli Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız Osman Zolan'a ve değerli büyüklerimize teşekkür ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Nice mutlu, barış dolu bir geleceğe, beraberce...

Sevgiyle kalın...

Tuğba Ünsal
20.11.2014

20:48

13 Ekim 2014 Pazartesi

Hayat




Bir bakmışsın koca bir hayat var önünde,
Bir de bakmışsın uçup gidivermiş bir kıyametle...

tuğba ünsal
13.10.2014
21:45