18 Ekim 2015 Pazar

Acı biter nasıl olsa




Acı biter nasıl olsa

Kopkoyu gecelerin ardında
Kalır sadece gözyaşları
Bunu hep hatırla
Keskin sirkenin küpüne 
verdiği zarar nasılsa,
Gönlün de ekşir koy bunu aklına
Emaresi kalmasa da acının bu hayatta
Bir ruh kalır alevden, yana yakıla
Kimsesiz olduğunu sansan da bu fıtratta
Kelebeğin ömrü kadardır acılar unutma

tuğba

10 Eylül 2015 Perşembe

Yaşadığın yer ancak sevgi ile korunabilir





Nasıl ki insan sevdiği zaman karşısındakinin eksikleri görmez ise insan diğer insanların da yaptığı yanlışları aynı perspektifle görebilmeli ve kolaylıkla bertaraf edebilmeli. Çünkü her insan zayıftır ve zaafları vardır. Bunu inkar edebilecek bir kişi var ise buyursun geçsin karşıma, bir güzel konuşalım.

Çok az bir istisna dışında herkes ailesini sever. Ne kadar kavga gürültü çıksa da bir bakmışsınız tüm ev süt liman olmuş. Çünkü insan sevdiklerini öyle kolay bırakamaz. Çünkü içeriğinde emek vardır, özveri vardır, anlayış vardır. Kolay değildir öyle vefasız olmak! Vicdana her zaman yenik düşülür. Bu hep böyleydi, böyle de olacaktır. Bunu duyguyu yaşamamış biri varsa buyursun geçsin karşıma, anlaşalım.

Konuyu biraz daha genişletelim şimdi. Aileden komşulara, oradan akrabalara ve tüm tanıdıkları da şöyle bir kapsadıktan sonra mevzuyu vatana getirirsek eğer, temelde değişen hiçbir şeyin olmadığı görülecektir. İnsanlar daha kalabalıktır, hatalar da aynı oranda büyümüştür. Kargaşa da aynı şekilde büyümüş olabilir. Ama çekirdekte yatan düşünce burada da iş görür. Seviyorsan akran ve akrabalarına, tüm hemşerilerine ve ülkene aynı bakış açısıyla bakmak gerekir.

“Nasıl olacak?” diyenler buyursun gelsin karşıma, enine boyuna tartışalım.

Zira temelde insan aynı, duygular aynı... Özümüzde hepimiz aynı yaratılmışız. Aynı nurdan gelme değil miyiz? Nasıl farklı olalım? Düşünce kalıplarımız farklı gibi görünüyorsa o zaman empati duygumuz devreye girmeli. Farklıysak, farklı evlerde farklı düşünce kalıplarındaki insanların etrafında yaşadığımız içindir. Herkes başkalarından öğrendiği ve üzerine giydiği bu düşünce kalıplarını birbirine satmaya çalışıyor. Aslında hepimiz birer “Pazarlamacı” olmuşuz da haberimiz yok.

-Yanlışsın. diyeniniz varsa buyursun geçsin karşıma,  orta yolu bulalım.

Hepimizin “Yol”u bir. Ve bu iyilik içeren bir yol. Tüm kalbimle inanıyorum ki dünyanın en kötü insanı bile çocuğuna onun iyiliği için öğütler veriyordur. Çünkü insanın doğasında %100 iyilik olamayacağı gibi %100 kötülük de yoktur. İşte amaç bu iyilikleri yakalayıp orta yolu bulabilmekte...

Ne kadar kolay değil mi karşımızdaki insanın kötü yanlarını görebilmek. Onu ifşa etmek için adeta birbirimize yetiştirmek hatta bu konuda yarışmak. Burada hemen üç temel yanılgıdan bahsetmeliyim:

      1. Birisi hakkında yapılan dedikodu olay çarpıtmadan anlatsak bile özümüzü kirletmiş oluyoruz. Çünkü müneccim değiliz ve insanların aslında içinde gizlediği niyeti bilemeyiz.
      1. Birisi hakkında yargıya varmamız temelde yanlıştır. Allah bile ahirete kadar karar vermiyor ki bize ne oluyor? Yargıç olmak istiyorsak bi zahmet hukuk fakültesine yazılalım.
      2. Birisi hakkında bu kadar konuşmamız acaba onu kıskandığımız ya da çekemediğimiz için olabilir mi? Rakip mi gördük yoksa? İçimizdeki o kocaman egoyla bir konuşalım bakalım.

İnsanın en iyi silahları; iyi niyeti, barışı istemesi, kendi için istediğini başkası için de istemesi ve en önemlisi affetmek olmalıdır. Bu kabul gördüğünde gerçek barış sağlanmış olacak ve yaşadığımız topraklara huzur gelecektir. Bunu istemeyen varsa bi zahmet karşıma bile çıkmasın. İnsanım, Allah muhafaza kelimelerim kurşuna döner, yaralanırsın, üzülürüm.

İçimizdeki sağduyuya ve ne olursa olsun sevme fikrine sahip çıkalım. Bir de anlayıp bilmeden gaza gelmeyelim, araştıralım. Tek istediğim bu. Sevgiyi, iyi niyeti, kardeşliği, paylaşmak isteyen kim varsa kapım her zaman açık. Buyurun gelin yanıbaşıma, birer kahve içelim :)

tuğba ünsal
10.09.2015
12:05

Not: Fotoğrafı, Servergazi Tepesi, Denizli'de çekmiştim.

24 Temmuz 2015 Cuma

Gerçek mi bu düşünceler?




Bir kayıp giden gerçekler, bir akıp giden zaman... Hepsi bir anda unutulan kelimeler! Ardından bir o kadar geri alınamayacak tümceler... Bir zaman tüneline girip korku tünelinden çıkmalar, bu ne yaman çelişkiler!

Kafalarda binbir düşünceler, kah oraya kah buraya salınarak gelmekteler. Bir süre konuk niyetine misafir edilmekteler sonra ardlarına bile bakmadan kaçıp gitmektedirler. O zaman neden bu üzülmeler?

Saf ve temiz düşünceler, şimdi kim bilir neredeler? Akın akın gelen ve bir o kadar silinmeyen duygular yoksa kör kuyulara mı düştüler? Uykusu kaçmış yıldızlar gibi, hayata küsmüş çiçekler gibi bir bir geri gelmekteler.

Sersefil bir hayata yelken açmaktan yana olan kalpler, gerçek gözlerini açmaktan acizdirler. Tutam tutam olmuş yaşamlarını urgan yapıp dokusalar, bence iyi ederler. Üşengeçlikten dile dökülemeyenler, bir de bakmışsın hayal olup dörtnala gitmektedirler.

Sade bir yaşamdır aslında istenilen, özlenilen... Masa kenarı değil, pencere önüne yakışan cinsten... Lavanta kokusu sinmiş gecelere ancak pervane olmuş yıldızlar eşlik eder. Seccadeye yapışmış izler gibi, pembe açmış güller gibi, sararmış yapraklar gibi ne güzeldir kokusu hayatın!

Söylenecek sözlerin tükenmesinden ziyade, gelip geçeceklerin diyarıdır burası. Katmerli olsa da düşünceler, zamanla mutlaka dönüşecekler. Gelen gideni aratsa da işler, illaki yoluna girecektirler. Peki ya neden bu üzülmeler?

Bir türlü çözülemeyen düğümler, içi kara dolmuş güğümler... Belli ki sıralarını beklemekteler. Buz kesmiş kalpler, sanılmasın derde düşmüşler. Derdi veren belli, işaretleri izleyen belli, hesabı kapatacak olan da... Mühim olan semaya erişen yürekler... Belli ki 'Sevgi' istemekteler.

Sırlar yok ola, dertler derman ola, sarıla...
Düşünceler billur gibi ola, biter aka aka...
Gönüller hoş ola, sevgiyle kucaklanıla...
Samanlık seyran ola, daha ne ola!


tuğba ünsal
24.07.2015

 22:38

not1: Resmi evim Denizli'de çekmiştim.
not2: Yazıyı yazmamda yardımcı olan şarkı Coldplay'den 'O' idi.